Türk futbol tarihine altın harflerle kazınan 2010 Süper Lig şampiyonluğunun ardından, Bursaspor sadece Türkiye’de değil, Avrupa kıtasında da ezberleri bozarak adını devler sahnesine yazdırdı! Şehrin sokaklarından Avrupa’nın en büyük stadyumlarına uzanan o görkemli yolculuk, bugün bile her Bursaspor taraftarının tüylerini diken diken etmeye yetiyor. Tarihinde ilk kez Şampiyonlar Ligi marşıyla yankılanan Bursa Atatürk Stadyumu’nun o büyüleyici atmosferi ve UEFA Avrupa Ligi’nde sergilenen o dişe diş mücadeleler, kulübün genlerindeki Avrupa vizyonunu tüm dünyaya kanıtladı. Bursameydan.com olarak, yeşil-beyazlı armanın Avrupa’da estiği o unutulmaz fırtınaları, tarihi maçları ve kentin futbola olan o eşsiz tutkusunu yeniden hatırlıyoruz.
Bursaspor’un 2010-2011 sezonunda UEFA Şampiyonlar Ligi gruplarına doğrudan katılması, Türk futbolunda İstanbul hegemonyasının yıkıldığının en büyük uluslararası kanıtıydı. C Grubu’nda Avrupa’nın en köklü kulüpleriyle eşleşen Timsah, sahaya koyduğu yürekle tüm saygıyı hak etti.
Avrupa’nın elit takımlarını ağırlayan Bursa, o sezon adeta bir futbol bayramı yaşadı. Özellikle Manchester United gibi bir dünya devinin Bursa’ya gelmesi, kentin tanıtımı açısından paha biçilemezdi.
Rangers Karşısında Tarihi Puan: Gruptaki en unutulmaz anlardan biri, İskoç devi Glasgow Rangers ile Bursa’da oynanan ve 1-1 sona eren mücadeleydi. Timsah’ın Devler Ligi’ndeki ilk puanını aldığı bu maç, takımın Avrupa arenasındaki özgüvenini pekiştirdi.
Stadyum Atmosferi: Rakipler kim olursa olsun, tribünleri hınca hınç dolduran on binlerce taraftarın maç öncesi atkı şovları ve 90 dakika bitmeyen desteği, Avrupa basınının manşetlerini süsledi.
Şampiyonlar Ligi tecrübesinin ardından Bursaspor, rotasını UEFA Avrupa Ligi’ne çevirdi ve burada da taraftarına unutulmaz zaferler yaşattı. Ön eleme ve play-off turlarında gösterilen performanslar, Timsah’ın Avrupa kupalarındaki kalıcı kimliğini oluşturdu.
2012-2013 sezonu UEFA Avrupa Ligi Play-Off turu ilk maçı, Bursaspor tarihinin en epik geri dönüşlerinden birine sahne oldu. Bursa Atatürk Stadyumu’nda Hollanda temsilcisi Twente’yi ağırlayan yeşil-beyazlılar, maçta 1-0 geriye düşmesine rağmen sahada adeta bir karakter isyanı başlattı. Pablo Martin Batalla’nın maestro gibi yönettiği takım, Stanislav Sestak’ın kritik golleri ve muazzam bir hücum presiyle sahadan 3-1’lik tarihi bir zaferle ayrıldı. O gece Bursa sokaklarında yaşanan coşku, Avrupa kupaları sevincinin en saf haliydi.
Bursaspor’un Avrupa yürüyüşünde Belarus ekibi Gomel’e karşı alınan net galibiyetler ve Belçika devi Anderlecht ile oynanan kora kor mücadeleler, kulübün Avrupa kültürünü ne kadar hızlı benimsediğinin göstergesiydi. Deplasmanda atılan goller, Teksas grubunun Avrupa şehirlerindeki görkemli deplasman kültürüyle birleştiğinde ortaya muazzam bir tablo çıkıyordu.
Bursaspor’un Avrupa’daki başarılarının arkasındaki en büyük güç şüphesiz taraftarıydı. Manchester’dan Glasgow’a, Twente’den Brüksel’e kadar binlerce kilometre yol kateden yeşil-beyaz sevdalıları, “Avrupa Fatihi” tezahüratlarıyla gittikleri her şehri adeta Bursa’ya çevirdi. Teksas’ın tribün koreografileri ve organize tezahüratları, UEFA’nın resmi yayınlarında dahi övgüyle bahsedilen bir tribün kültürü dersi oldu.
Bugün, yeni bir yapılanma ile yeniden Süper Lig ve ardından Avrupa hedeflerine odaklanan Bursaspor, genlerindeki bu uluslararası tecrübeyi asla unutmadı. O unutulmaz Şampiyonlar Ligi akşamları ve Twente zaferi gibi destanlar, Timsah’ın ait olduğu yerin neresi olduğunu koca bir camiaya her gün hatırlatmaya devam ediyor. Şehrin inancı tam; o efsanevi Avrupa geceleri çok yakında yeniden Bursa’yı aydınlatacak!