Şehrin gürültüsünden, beton yığınlarından ve günlük koşturmacadan biraz olsun uzaklaşmak mı istiyorsunuz? Uluabat Gölü’nün ortasında, zamanın durduğu bir yarımada hayal edin. Bursa’nın Nilüfer ilçesinde, antik çağlardan beri varlığını sürdüren ve her adımda farklı bir tarihe dokunduğunuz Gölyazı, hafta sonu kaçamaklarınız için aradığınız o huzurlu adres. Gölün suları üzerine kurulu mütevazı evleri, balıkçı tekneleri ve tarihe tanıklık eden çınarlarıyla Gölyazı, bu hafta sonu sizi doğanın ve tarihin kucağına davet ediyor.
M.Ö. 6. yüzyıla kadar uzanan köklü tarihiyle “Apollonia” olarak da bilinen Gölyazı, Uluabat Gölü’nün doğu ucunda derin bir yarımadanın üzerinde kurulmuştur. Kurtuluş Savaşı’na kadar Rumların yaşadığı, sonrasında mübadele ile Türklerin yerleştiği bu köy, bugün bir sit alanı olarak korunmaktadır. İlkbaharda göl suyunun yükselmesiyle su içinde kalan ağaçlar, sazlıklar ve göl kenarında ağ onaran balıkçı kadınlar, burayı gerçeküstü bir masal diyarı gibi hissettiriyor.
Gölyazı denince akla gelen ilk simge, hiç şüphesiz 750 yıllık anıt ağaç olan Ağlayan Çınar‘dır. Bu çınarın sadece devasa gövdesi değil, ardındaki hüzünlü hikâyesi de ziyaretçilerini etkiler.
Halk arasında anlatılan efsaneye göre, bu ağaç mübadele döneminde birbirini seven ancak kavuşamayan bir Türk genci ile Rum kızının trajik aşkına şahitlik etmiştir. İmkânsız aşklarının simgesi olan ağacın, o günden bu yana sanki bir yas tutuyormuşçasına yılın belirli dönemlerinde gövdesinden kırmızımtırak bir öz su damlattığına inanılır. Bilimsel olarak ise çınar ağacının köklerinin göl suyuna ulaşması ve mevsimsel nem artışıyla ağacın öz suyunun dışarı sızması bu doğa olayını açıklamaktadır. İster efsaneye inanın ister doğa olayına, gölgesinde oturup gölü izlemek size aradığınız huzuru fazlasıyla sunacaktır.
Gölyazı’yı tam anlamıyla keşfetmenin yolu, ayaklarınızı sudan ayırıp teknelerin rehberliğine bırakmaktır. Balıkçı tekneleriyle yapılan kısa turlar, adanın etrafını farklı açılardan görmenizi sağlar.
Doğa Görseli: Nisan ve Haziran ayları arasında adaya gelirseniz, gölü kaplayan beyaz nilüfer çiçekleri arasında süzülmenin tadına doyum olmaz.
Fotoğraf Kareleri: Suların çekildiği dönemlerde ortaya çıkan söğüt ağacı kökleri ve antik sur kalıntıları, fotoğraf tutkunları için eşsiz birer hazinedir.
Gün Batımı: Eğer vaktiniz varsa, gün batımını Zambak Tepesi’nden veya teknede izlemeyi mutlaka planlarınıza ekleyin. Gölün üzerine yansıyan turuncu ışıklar, tüm yorgunluğunuzu unutturacak.
Köyde hizmet veren balıkçı tekneleriyle 20 dakikalık turlar yapabilirsiniz. Fiyatlar konusunda genellikle tekneler için tek bir fiyat belirlenir, bu nedenle binmeden önce mutlaka pazarlık yapmayı unutmayın.
Ulaşım: Bursa-İzmir karayolunun 35. kilometresindeki sapağı kullanarak yaklaşık 7 kilometrelik keyifli bir yolculukla köye ulaşabilirsiniz.
Lezzet: Göl kıyısında taze tutulmuş balıkların tadına bakmayı veya yerel ürünlerle hazırlanan bir köy kahvaltısı yapmayı ihmal etmeyin.
Saygı: Gölyazı bir SİT alanı ve yerleşim yeridir. Köyün dokusunu bozmamak ve yerel halkın yaşantısına saygı göstermek, bu güzelliği korumamız için en büyük sorumluluğumuzdur.
Hafta sonu için Gölyazı; dinginliği, geçmişin hüzünlü hikâyesini ve gölün sunduğu görsel şöleniyle sizi bekliyor. Hazırlanın, biraz tarih, biraz doğa ve bolca huzur sizi bekliyor!